Her gün biraz daha birbirine benziyor yüzler: Bu kulağı daha önce de görmüştüm, yine böyle duyuyordu; bu gözler başka şehirlerde de böyle parlamış ya da solmuştu yine. Bu sözler ne çok tekrarlandı aynı ağızla farklı masalarda… Zamanı katladıkça üst üste oturuyor adımlar ama bil-in-mek istemiyorlar… Aynı melodi başka seslerde yankılanıyor birbirini duymaksızın. İnsanlar saçları, yüzleri, oturuşları, cevap aramayan sorularıyla bir kalabalığa, tüm okuduklarım uğultuya dönüşüyor. Ufukta yoğunlaşan bir sise terk ediyorum bildiklerimi. Bilmezmişim, onu biliyorum bi tek…

Temmuz’24

Yorum bırakın